Sokağın adını farkettiğimde aklıma ilk gelen E.B.’nin kitabının adı oldu; « Amerika Büyük Bir Şaka, Sevgili Frank, Ama Ona Ne Kadar Gülebiliriz? ». Sokağın hali ve […]
Sözün bittiği noktalar olur bazen, bu şehir de kimi köşelerinde insanın nutkunu tutturur. Süleymaniye imarethanesinin 452 senelik arka kapısında, şehir, vefa esnafı ile birlik olup benim […]
“Şubemiz yoktur” ibaresi bu şehirde pek de inandırıcı değildir, değil mi ki dükkanların bir çoğunun adı öz, meşhur, tarihi, geleneksel ile başlıyor. Ama Beşiktaş’ta bir dükkan […]
Ben uzun zamandır bu kadar içten gülen, sokak ortasında mutluluğunu bunca saklamayan bir surat görmemiştim, önce yanımdan hızla geçti, Ayvansaray’da meryem ana ayazmasına (panayia vlaherna ayazması) […]
Bu kadar karmaşık bir şehirde işlerin zamanında bitmesini beklemiyorum, benden de beklenmesini istemem ama yine de arada bir gidip Süleymaniyeyi kontrol ediyorum, restorasyonun (uygulama diyorlar yaptıklarına […]
Çok lodos lafı ettim, susayım diyorum ama olmuyor, sağdan soldan dürtüyor rüzgar. Bazen düşünüyorum bir tek ben miyim bu lodosla bunca sorun yaşayan. Bir sürü insan […]
Anonim mekanları severim, herhangi biri olabildiğim, yan masada, sandalyede oturan adamla sosyal, duygusal, mistik herhangi bir bağ kurmadığım, kurmaya çalışmadığım mekanlar iyi gelir bana. Kızıyorum sevdiğim […]
Biz eskiden belediye yalakları derdik, kırk yıllık taksim maksemi oldu sana Cumhuriyet Sanat Galerisi. Kırk yıl lafın gelişi tabii, 276 yıl aslında. Maksem, suyun taksim edildiği […]
Ben bunu gördüm. Ayvansaray’da Ayvansaray kuyusu sokakta, süslü kıyafetler satan, camında “overlokçu aranıyor” yazan bir dükkanın önünde, tam önünde de değil aslında, dükkandan ayrıksı, sokağın neredeyse […]
Mucizeler de oluyor elbet, burası beyoğlu. Kuruyemişçi olmuştu güzelim denizler kitapçısı, ama bir pazartesi baktım kitapçıya geri dönmüş, şaşkınlıkla caddede gitip geldim, gözlerime inanamadım, deli deli […]
Eskiden avrupa şehirlerinde ne çok özenecek şeyimiz vardı ; peynirler, ayakkabılar, yüzükler, yatak örtüleri, lambalar, kalemler, mumlar, artık hiç birine bakmaz oldum, alası var memlekette ama […]
Zor bir sabahtı. Şehrin en güneyine doğru otobüse bindim, cite universitaire’in büyük kapısında indim. Cite Universitaire bir nevi üniversite yurdu ; farklı ülkelerin kendilerine ait, kendi […]
Soğuk korkutur beni, hele yağmurla ürkünç bile olabilir. Hele bir de kendimi sokağa çıkmak zorunda hissediyorsam vay halime. Evden çıkmalı, hızlı hareket etmeli ve yine kapalı […]
Bir şehirli hangi şehirde olursa olsun kendine ait bir yerler bulmakta gecikmez ve sanırım aşk da olduğu gibi şehirlerinde her yaşta geçilen farklı yolları vardır. Ben […]
Burada yaşarken çok sık zaman geçirdiğim mekanlardan biriydi institut du monde arabe (arab dünyası enstitüsü diyelim). Nehir kıyısında, şehirden oldukça ayrıksı modern bir yapı, hep iyi […]
Dördüncü katta olmama rağmen sokaktan, yabancı bir ülkede olmanın verdiği rahatlıkla yüksek sesle konuşan ve herşeye manasızca şaşıran turistlerin sesi, gürültüsü geliyor. Dar bir sokak, suya […]