“İlluzyon” dedi bir ahbabım bugün, şehirli kimliğimi meşrulaştırmak için bir istanbul illuzyonu yarattığımdan tereddüt eder gibiydi. Her lafını can kulağı ile dinlediğim bir adam olduğu için […]
Çocukluğumun bazı günlerini Kuzguncuk’ta cumbalı, hamamlı, çatılı bir evde geçirdim, perihan abla, ekmek teknesi dizileri çekilmeden çok önceydi. Evde hazırlanan yemeğin pişmesi için fırına gönderildiği, kapıyı […]
Herhalde bu şehrin belki de tek yeşilik alanları mezarlıklar olacak birgün. Sadece anı sanı belli büyük alanlara yayılmış mezarlıklardan bahsetmiyorum, kimi zaman bir caminin bahçesinde, kimi […]
Surlarda, hala, bu devirde her kapının bir kahyası varmış, şehrin ortasında, iki sur arasında roka yetiştiren ve hala toprak adamı olarak hayatlarını sürdüren, nesillerdir istanbullular varmış, […]
sonbahar benim istanbul’la aramın bozulduğu bir mevsimdir. Şehir bu mevsimde bana pek iyi davranmaz. Girdiğim yollarda trafik tıkanır, şemsiyemi evde unutup sokağa çıktığımda yağmur yağar, bastığım […]
Arife benim için oldu harife (sonbahardan önceki ev hazırlığı). Bayrama hiç hazırlanamadım; yarın sabah mahallenin çocukları kapımı çalsa evde ne şeker var ne çukulata ki hep […]
“İdeal bir istanbul’lu, lüzumu halinde İstanbul’dan kaçıp sığınacağı gerçek bir bir memleketi olan kişidir. İstanbul’da doğmuş olup da gideceği başka yeri olamamak insanoğlunun sinirlerine son derece […]
Nusaybin. E 90 üzerinde bir sınır şehri. E 90 en az Ankara – İstanbul otoyolu kadar bakımlı düz. Ovanın ortasında bir taraf Türkiye bir taraf Suriye […]
Birbirinden kopuk dört ayrı yapıdan oluşmuş bir otelde kalıyorum. Benim kaldığım, caddeden ovaya doğru inerken dar merdivenli sokaklardan birinde, teker mahallesinde bir konak. Bu sabah hiç […]
Mor Mihail Kilisesi şehrin hemen yanında bir başına bir kilise, şehre daha yakın biraz üstündeki müslüman mezarlığı da olmasa büsbütün şehirden kopuk. Ulaşabilmek için çarşıdan dolmuşa […]
Müzenin altında, Cumhuriyet meydanındaki çay bahçesi’nde altı sivil abi, sivillerin yardakçısı bir iki yeniyetme, kalebodurdan imal edilmiş havuzun içinde üç ördek radyoda bangır bangır çalınan « […]
istanbul ‘dan 1449 uzakta Hayatımda gördüğüm en uçsuz bucaksız manzaraya bakıyorum. Arkamda Mardin Kalesi, önüm boydan boya mezopatamya, üstümde yıldızlar. Burayla ilgili duyduğum, okuduğum tüm o […]
Ben, bir düğme ya da paket kağıdı ihtiyacını bahane edip soluğu Eminönü’nde alanlardanım. Dönerken elim kolum, hiç de lazım olmayan nesnelerle dolu paketlerle dönerim eve; boncuk, […]