“Parlamentoda bir şey yapılamaz, sokağa çıkın” diyen vekil hikayesi
3 Şubat 2013
NEDİR BU RÜSTEM PAŞA’NIN VAKIFLARDAN ÇEKTİĞİ?
19 Mayıs 2014Şehirle aramız limoniydi ne zamandır, gizli gizli dolaşıp, yazıyordum ama elim varıp burada paylaşamıyordum, şimdilerde aramız düzeliyor, ben de ufak ufak yazıları ifşa etmeye başlayayım. Mesela bu yazı ve görseller aralık 2012’den
Maksat Yavuz Selim Camiine gitmekti. Fatih Camii tarafından Çarşamba’ya kestirme yollar ararken Ali Naki sokaktan çukurbostan’a doğru çıkmaya karar verdim. Kendimi çukurbostan’da göreceklerime hazırlayarak yokuşu tırmanmaya başladım. Elbette bir bostan görmeyi ummuyordum, yıllar önce Dalan’ın bostan’ı düz edip beton döktüğünü hatırlıyordum. Ama Ali Naki sokağı’nın Yavuz Selim caddesi ile birleştiği köşeye geldiğimde göreceğim manzaraya da asla hazırlıklı değildim.
Çarşamba Çukurbostan parkına hoşgeldiniz. İnsansız, temiz pak, düzenli, sinir bozucu bir alan. Niye öyle dedim bilmiyorum, sinir bozucu işte.
Bu alan Bizans döneminde şehrin su ihtiyacı için yapılmış bir sarnıç. O dönem yakınlardaki Ayios Makios Ortodoks kilisesinden dolayı makios sarnıcı olarak anılmış. Osmanlı döneminde bu işlevlerini yitiren diğer sarnıçlar gibi burası da zamanla toprak dolmuş ve bostan olarak kullanılmış. Aspar Bostanı olarak da anılan bu bostanda zamanla evler yapılmaya başlanmış, halen varolan çukurbostan mescidi inşa olmuş ve bir mahalle oluşmuştur. Sonra her niyeyse bu alanın Pazar yeri olmasına karar veriliyor ve Dalan döneminde ne bostan ne o kagir evler kalıyor, geriye sadece bugün de korunan çukurbostan mescidi kalıyor. Pazar yeri de olmuyor ve anlaşılan o ki Fatih Belediye başkanı bir gün ‘abi biz burayı niye şöyle askeri garnizon bahçesi gibi bir park yapmıyoruz’ demiş olmalı ki ben bugün bu manzara ile karşılaşıyorum. Tabii burayı yapan mimar, çevre düzenlemecilerine asla dememişler, ‘var git evladım bak buranın hemen yanında Sultan Selim Camii var, pek de güzel bir bahçesi var, bak bakalım bu coğrafyada ne ağaç dikilir, gölgeler nasıl kullanılır, git bi feyz al’. Denmeyince de böyle olmuş.




