
çocuklar nerede?
25 Mayıs 2007
çekirdek, çay bahçesi vesaire
30 Mayıs 2007İlk tanıdığım yıllarda pek heves ettiğim hâlleri olmuştu ama Nuran’a bu devirde, bu yaşta özenecek değilim. Lakin hâlâ özenmekten kendimi alıkoyamadığım bir yaptığı vardır ki her rastgeldiğimde “ah keşke” derim: “bir vapur kamarasında –allahım ne ayıp– alçak sesle Mahur Beste’yi, –hem ilk teklifte, rica bile etmeden!– okumuş.” “Gittin emmâ ki kodun beni hasretle…” Özendiğim, vapurlarda ona buna şarkı türkü okumak değil elbet, böyle bir besteyi hem de alçak sesle okuyabilmek. Ya da “Yalnızken kaçsam bırakıp senden uzak yollara gitsem” diye mırıldanabilmek, o bile olmuyor. Aşkın binbir tarifi var, ben en çok Nuran’lı olanı severim. “Mümtaz için kadın güzelliğinin iki büyük şartı vardı. Biri İstanbullu olmak, öbürü de Boğaz’da yetişmek. Üçüncü ve belki en büyük şartı da tıpkı tıpkısına Nuran’a benzemek…”



