23 Nisan 2008
14 Nisan 2008
Mekan ismi değiştirme tiki var bu devlette. Manalı manasız levha değiştiriliyor. Han geçidi neresidir bilen var mı? Ya peki hacopulo geçidi neresidir? Beyoğlu’ndan yolu azbuçuk geçen […]
13 Nisan 2008
Aya Andrea’nın denizcileri koruduğuna inanılır, üstelik Karadeniz’i aşıp İstanbul’a varan Ruslar’ın onun için bir de kilise yaptıkları söylenir. Karaköy Mumhane’de, karatavuk sokağına cephelenmiş, tuğla bir yapının […]
13 Nisan 2008
Giderek daha sıklıkla görür oldum tentesinde başka kapısında başka isim yazan dükkanları. Eşya şehrin hızına yetişemez olmuş. Denizler kitabevi bir kat yukarı çıktı ve yerini ultra […]
11 Nisan 2008
Kulağıma çalındı, ya da ben laflarını çaldım; adam arkasından yürüyen gül yüzlü kadınlara; “demek ki neymiş, herşey fani, hepimiz gelip geçiciyiz” diyordu, kendinden emin, dünya bilgisine […]
11 Nisan 2008
Çarşının Beyazıt kapı tarafında sahaflara çıkan altı yedi sekiz basamaklı merdiveni vardır, dün hızla o basamaklardan çıkarken bir anda yavaşladım ve hatta durdum, durup şöyle bir […]
11 Nisan 2008
10 Mart 2008
Modern kılıklı kütüphanelere alışamıyorum. Benim için kütüphane yaşlı bir mekandır. O yüzden Taksim’deki Atatürk kitaplığı, Sultanahmet’teki Başbakanlık arşivi pek sevimsiz görünmüştür gözüme. Sanki kütüphane yüksek tavanlı, […]
5 Mart 2008
Kürk tabii ki sevmem ve tabii ki kırtasiyeye bayılırım. Peki niye Panter kürk’ün kırtasiyeye dönüşmesi beni hüzünlendirdi?
27 Şubat 2008
Geçerken görüyorum, görkemli kapısının üst aralığından benim gibi meraklı birileri mutlaka içeriyi görmek için kafalarını uzatıyor. Ve sanırım aynen benim gibi hayal kırıklığına uğruyor. Galatasaray meydanındaki […]
16 Şubat 2008
Camdan dışarı sokak lambasının ışığına bakıp kar tanelerini görünce, evde tek başıma olmama ve karın yarın ki hayatımı altüst edeceğini bile bile niye sesli olarak gülüyorum […]
5 Şubat 2008
İnsanlığın horgörüsü karşısında bu şehrin hoşgörüsü beni her seferinde şaşkınlığa uğratıyor. Her yeni nesil bir öncekini suçlarken şehri iyi kullanmamakla, şehir sanki “dur sen, ben bununla […]
7 Ocak 2008
Şehrin ortasında, muhtemelen 13. yüzyılda inşa edilmiş bir saray, ya da büyük saray kompleksinin bir parçası surlara dayanmış duruyor. Tabii bizans mimarisi, üç katlı, yedi tepenin […]
22 Kasım 2007
“İlluzyon” dedi bir ahbabım bugün, şehirli kimliğimi meşrulaştırmak için bir istanbul illuzyonu yarattığımdan tereddüt eder gibiydi. Her lafını can kulağı ile dinlediğim bir adam olduğu için […]
18 Kasım 2007
Çocukluğumun bazı günlerini Kuzguncuk’ta cumbalı, hamamlı, çatılı bir evde geçirdim, perihan abla, ekmek teknesi dizileri çekilmeden çok önceydi. Evde hazırlanan yemeğin pişmesi için fırına gönderildiği, kapıyı […]
18 Kasım 2007
Herhalde bu şehrin belki de tek yeşilik alanları mezarlıklar olacak birgün. Sadece anı sanı belli büyük alanlara yayılmış mezarlıklardan bahsetmiyorum, kimi zaman bir caminin bahçesinde, kimi […]
















