Aylardır yazmadım gözüm İstanbul üstüne, çünkü ben en başta “bir şehrin sahipleri o şehirde en çok fotoğrafı olanlar değildir” demiştim, anı ile sahip çıkılmaz bir kente. […]
Ersilia’da oturanlar kentin yaşamını ayakta tutan bağları belirlemek için evlerin köşeleri arasına, renkleri akrabalık, takas, otorite, temsil ilişkilerine göre değişen, beyaz veya siyah veya gri veya […]
Birden fazla kere alınan kitaplar listesi sadece bende yoktur diye tahmin ediyorum, bazı kitaplar bir kaç kez alınır, ben aldım. Bazı kitapları diğerlerinden daha çok sevmeye, […]
Bir süredir şehirden uzaktayım, arada sırada gidip geliyorum, bedenim ve aklımla beraber. Kızgınım biraz şehre ama öyle uzaktan değil, bayağı bayağı bir yakınıma kızar gibi kızıyorum, […]
Eskiden avrupa şehirlerinde ne çok özenecek şeyimiz vardı ; peynirler, ayakkabılar, yüzükler, yatak örtüleri, lambalar, kalemler, mumlar, artık hiç birine bakmaz oldum, alası var memlekette ama […]
Zor bir sabahtı. Şehrin en güneyine doğru otobüse bindim, cite universitaire’in büyük kapısında indim. Cite Universitaire bir nevi üniversite yurdu ; farklı ülkelerin kendilerine ait, kendi […]
Soğuk korkutur beni, hele yağmurla ürkünç bile olabilir. Hele bir de kendimi sokağa çıkmak zorunda hissediyorsam vay halime. Evden çıkmalı, hızlı hareket etmeli ve yine kapalı […]
Bir şehirli hangi şehirde olursa olsun kendine ait bir yerler bulmakta gecikmez ve sanırım aşk da olduğu gibi şehirlerinde her yaşta geçilen farklı yolları vardır. Ben […]
Burada yaşarken çok sık zaman geçirdiğim mekanlardan biriydi institut du monde arabe (arab dünyası enstitüsü diyelim). Nehir kıyısında, şehirden oldukça ayrıksı modern bir yapı, hep iyi […]
Dördüncü katta olmama rağmen sokaktan, yabancı bir ülkede olmanın verdiği rahatlıkla yüksek sesle konuşan ve herşeye manasızca şaşıran turistlerin sesi, gürültüsü geliyor. Dar bir sokak, suya […]
bir kent varmış, kimi yerde yeşil kimi yerde mavi, akşamları pembe sularla çevrili. Dağları ağaçsız, köyleri silme zeytin bergamut. Evleri taştan insanları etten bir kent. Suları […]
Nusaybin. E 90 üzerinde bir sınır şehri. E 90 en az Ankara – İstanbul otoyolu kadar bakımlı düz. Ovanın ortasında bir taraf Türkiye bir taraf Suriye […]
Birbirinden kopuk dört ayrı yapıdan oluşmuş bir otelde kalıyorum. Benim kaldığım, caddeden ovaya doğru inerken dar merdivenli sokaklardan birinde, teker mahallesinde bir konak. Bu sabah hiç […]
Mor Mihail Kilisesi şehrin hemen yanında bir başına bir kilise, şehre daha yakın biraz üstündeki müslüman mezarlığı da olmasa büsbütün şehirden kopuk. Ulaşabilmek için çarşıdan dolmuşa […]
Müzenin altında, Cumhuriyet meydanındaki çay bahçesi’nde altı sivil abi, sivillerin yardakçısı bir iki yeniyetme, kalebodurdan imal edilmiş havuzun içinde üç ördek radyoda bangır bangır çalınan « […]
istanbul ‘dan 1449 uzakta Hayatımda gördüğüm en uçsuz bucaksız manzaraya bakıyorum. Arkamda Mardin Kalesi, önüm boydan boya mezopatamya, üstümde yıldızlar. Burayla ilgili duyduğum, okuduğum tüm o […]