
“Bir kentte hayran kaldığın şey onun yedi ya da yetmiş yedi harikası değil, senin ona sorduğun bir soruya verdiği yanıttır”
24 Nisan 2007
karaköy
30 Nisan 2007Söyledim, yine söylerim, bu şehirde su üstünde toplu taşıma eksik. Boğazın bir kıyısından karşı kıyısında bir semte gitmek bu kadar zor olmamalı. Bir çok boğaz iskelesi lüks lokantaya dönüşmüş vaziyette. Hala varlıklarını sürdürenlere ise günde bir ya da iki vapur uğruyor. Bugün pek öksüz göründü gözüme karşı boğazın iskeleleri. İskele yanı lokantaların camilerle olan yakın teması yüzünden alkol satmamaları ayrıca canımı sıktı. Korular yeşillenmiş, erguvanlaşmış, güneş cayır cayır, levrekler nerdeyse olta atmadan kendilerini balıkçı kovalarına atarlarken, denize sıfır bir masada rakı içesim geldi, vermediler. Günah değil mi o levreğe, rakısız gitmedi boğazımdan, Anadolu hisarı’na kadar yürüdüm. Kuleli, Küçüksu arası yürürken denizi görmek mümkün olmuyormuş, bunu da diyeyim. Göksu deresi yanında, hisarın tam da altında balığımı kedilerle paylaştım. Lokanta mütevazi, balıklar, mezeler taze, mucize: garsonlar efendi, hesap boğaza uygun.



